Pazartesi, Kasım 19, 2018
   
Yazı
Cumartesi, 29 Mart 2014 00:00

RAMAZAN AYI İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER 2

Yazan 
Öğeyi Oyla
(0 oy)

 RAMAZAN AYI İLE İLGİLİ HADİS-İ ŞERİFLER-2

         

                

 

 

                         

 

 

                      

 

 

 

alt

3- MADDEDEN İNSANA DEĞİŞİMİN ÖYKÜSÜ

Bir kimyacı olarak değişim konusuyla muhatap olduğumda, aklıma hemen elementler geldi. Tabiatta 100 civarında element olduğu halde milyonlarca bileşik olmasının nedeni, elementlerdeki değişim arzusudur. Elementler temelde metal, ametal ve soygaz olarak kısımlara ayrılırlar. Bütün elementlerin rol modeli soygazlardır. Son yörüngelerinde 8 elektron bulunduran bu elementler ideal hale ulaşmış yani kâmil element formundadırlar. Diğer elementler de kâmil element olan soygazlara benzemek için çaba gösterirler. Kendi elektron sayılarına en yakın olan soygaza elektron sayılarını benzetmek için ya elektron verir ya elektron alır, ya da elektronları paylaşma yoluna giderler. Soygazın elektron sayısından 1,2 ya da 3 elektron fazlası olan metaller bu elektronları vererek soygaza benzerler. Soygazın elektron sayısından 1,2 ya da 3 elektron eksiği olan ametaller ise elektron alarak soygaza benzerler. Bu durumda kâmil elemente benzemek isteyen metaller ile ametallerin birbiri ile karşılaşmaya ihtiyacı vardır. Metallerin kemale ermek için vermeye, ametallerin kemale ermek için ise almaya ihtiyacı vardır. Tıpkı bizim hayatımızda karşılaştığımız farklı ilişkilerde olduğu gibi kemale ulaşmak için bazen vermek, bazen de almak gerekir. Hani; ya öğrenen, ya öğreten ol, üçüncüsü olma helak olursun hadisinde olduğu gibi. Bir de ametallerin kendi aralarında elektronlarını ortaklaşa kullanarak soygaza benzeme yöntemleri vardır ki tam gerçek müminler gibi, hani; “İki mümin birbirini yıkayan iki el gibidir.” hadisinde olduğu gibi. İkisi de alıyor, ikisi de veriyor; kaybeden olmadan kazananlar… Ortaya koydukları elektronlarını, ne senin ne benim, ikimizin anlayışı ile paylaşarak ideale ulaşır bu elementler. Burada ilgimizi çeken bir husus daha var metallerin ametallerle yaptığı bileşikler suda ayrışırlarken, ametallerin birlikte yaptığı bileşikler ise suda dahi ayrışmaz, çok kuvvetli bağlar oluştururlar. Ne kadar da insanların arasındaki ilişkilere benziyor değil mi? Ve işte dünyadaki milyonlarca bileşiğin kaynağını oluşturur elementlerin ideale kavuşma arzuları yolundaki elementlerdeki değişim çabaları… Acaba bizdeki değişim isteğinin yansımaları, toplamda ortaya çıkardığı sonuçlar ne ola ki? İki günü eşit olan ziyandadır buyuran, her gün çektiği 70 istiğfarın, bir önceki gündeki aştığı manevi makamındaki eksiklerinden dolayı olan bir peygamberin ümmetiyiz. Değişmek, her an, her nefeste… Kendini bilen rabbini bilir, derken kendinin farkına varan, değişime niyet eden kulun, değişimin sonucunda varacağı durak çok net ifade edilmiyor mu? Marifetullah…

Bizler de rol model olan peygamberimiz ve O’nun varisleri olan mürşidi kâmillere benzeme çabasına girdiğimizde hayatımıza giren insanlara bazen vererek, bazen onlardan alarak, bazen de onlarla paylaşarak aslında, ideale ulaşma yolunda birer merhale kaydediyoruz. İlk adım niyet sonra samimiyetle gayret ederek, yaradılış gayemiz olan insanı kâmile ulaşma yolunda hayatımızı bir bütün olarak algılamak ve hikmetinin peşine düşerek muzaffer olmak duasıyla vesselam.

Özlem Kara

 

 alt

2- PEYGAMBERİMİZ (S.A.V)'İN İLETİŞİM DİLİ

Allah’ın sonsuz salatü selamı yaratılmışların en şereflisi, en makbulü, en güzeli, en mükemmeli, örnek insan, eşsiz, emsalsiz Muhammed-i Mustafa’nın (s.a.v) üzerine olsun. O’nu gereğince tanımayı, sünneti seniyyesine uygun yaşamayı nasib eylesin. Rasulullah’ın (s.a.v) coşkun sevgisi içimizde O’nun pak âline, ashabına, ahbabına, varislerine doğru halka halka yayılsın.

 

O’nun aşkıyla yanan gönüllerden şöyle dizeler dökülmüş:

 

Yanan kalbe devasın sen, bulunmaz bir şifasın sen,
Muazzam bir sehasın sen, dilersen runümansın sen,
Habibi kibriyasın sen, Muhammed Mustafasın sen,
Cemalinle ferahnâk et ki yandım ya Rasulallah.

 

O’nun güzelliklerini anlatmakta dilimiz aciz kalır. “Allah’ın Resulü’nde, sizin için, pek güzel bir örnek vardır.”(Ahzab/21) Ey peygamber! Muhakkak biz seni, (ümmetin üzerine) bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak, hem de Allah’ın izniyle, bir davetçi ve nur saçan bir kandil olarak gönderdik. (Ahzab/45-46) “Şüphesiz sen, pek büyük bir ahlak üzerindesin.” (Kalem/4)

 

Bütün asil nitelikler emsalsiz olarak O’nun karakterinde simgeleşmiştir. Mükemmel bir örnektir. Kuran-ı Kerim’i sözleriyle açıklayan, rehber olan, yol gösterip muallim olan O’dur.

 

Cahiliyye dönemini Mehmet Akif şöyle ifade ediyor:

 

“Sırtlanları geçmişti beşer yırtıcılıkta, dişsiz mi bir insan onu kardeşi yerdi.”

 

Peygamber (s.a.v) Efendimiz böyle bir zamandaki kaba saba, gaddar, insanlardan; merhametli, şefkatli, edeb ve güzel ahlak timsali bir toplum meydana getirdi. Bunda hiç şüphesiz Kur’an’ın övdüğü güzel ahlakı ve belagat ve fesahatinin mükemmelliğinin de etkisi vardır.

 

Günümüzde uygulanan pedagojik yaklaşımlar, uzun araştırmalar sonunda ortaya çıkan, bir kısmı henüz bulunamamış birçok sonuçları Peygamber (s.a.v) efendimiz 1400 yıl önce uygulamıştır. Allah u Teâlâ Hazretleri O’na bedeni ve ahlaki bütün güzellikleri vermiş, dini ve dünyevi bütün üstünlükleri ihsan etmiştir. Allah (cc) kalplerimizi nurlandırıp, Habib’inin sevgisiyle doldursun.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v) gayet açık ve net konuşur, maksatlarını açık ve parlak bir şekilde söylerlerdi. Konuşurken tane tane sayılabilecek gibi söyler, sözlerinde derin manalar ve hikmetler bulunurdu; Cevamiül Kelim idi. Mesela; “Hikmetin başı Allah korkusudur.”, “Cezası en çabuk verilen, zulümdür.”, “Kanaat tükenmez bir hazinedir.”, “Kendisi için sevdiğini, kardeşi için de sevmedikçe, kişinin imanı kâmil olmaz”. Bu Hadisi Şerifler bazılarıdır. Bazen sözünü üç defa tekrar ederdi, ne fazla ne az, yerince söylerdi; muhatabının anlayacağı şekilde davranırdı. Çocukları çok sever, başlarını okşardı; saçını okşadığı çocuktan güzel kokular yayılırdı. Mübarek gülüşleri tebessüm etmekti. O’nun ahlakı Kuran ahlakıydı. Kur’an-ı Kerim’de: “(Resulüm!) Affetme yolunu tut, İyiliği emret ve cahillerden yüz çevir (kendini bilmezlerin söz ve hareketlerine karşılık verme).” (Araf/199) Buna benzer ayeti kerimeler pek çoktur. O Kur’an ile terbiye edildi; beşeriyet de O’nunla! Nur saçan kandil oldu bütün insanlık için.

 

Kimseye eziyet etmez, özür dileyenin özrünü kabul ederdi. Latife yapar ama hakikati söylerdi. Kendisinden asla yalan sadır olmamıştır. O (s.a.v) daima güler yüzlü, tatlı dilli ve toleranslı olmuş; bununla beraber sözlerini saygı ile dinletmeyi de başarmıştır. “(Ey insanlar!) Andolsun ki, size kendinizden öyle bir peygamber geldi ki, sıkıntıya uğramanız ona çok ağır gelir. Size çok düşkün, müminlere karşı çok şefkatli, çok merhametlidir.” (Tevbe/128) Ashabtan birini bir gün göremezse sorar, hasta ise ziyaret ederdi. Sahabelerinin hepsi en çok kendilerini sevdiğini düşünürlerdi. İnsanları sevgisini ifade etmeye teşvik ederdi.

 

“(Ey Rasulüm! Sen) Allah’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, elbette onlar etrafından dağılıverirlerdi. O halde onları affet, onlar için mağfiret dile.” (Ali İmran/159)

 

Peygamberi Zişan Efendimiz (s.a.v) sadece insanlara değil, canlı cansız bütün varlıklara karşı merhametliydi. O’ndan ayrı kaldığı için inleyen hurma kütüğünü okşamış, kullandığı eşyalarına bile isim vermiştir. Mesela harpte giydikleri zırhın adı “zatü’l-füdul”, kılıcının adı “Zülfikar”, ibriklerinin adı “sadr”, aynasının adı ise “müdilleh” imiş. Devesinin ismi “kusva” atının ismi ise “mürteciz” imiş.

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v); “Kıyamet günü bana en yakın oturacak kişiler, ahlâken en güzel olan kişilerdir ki; onlar mütevazı olurlar, hem severler, hem de sevilir, saygı görürler.” (Tirmizi) buyurmuşlar. Ve başka bir hadisi şerifte ise; “Kul bazen önem vermediği, Allah rızasını mucib bir kelime söyler de, Allah bu sebeple onun derecesini yükseltir. Yine kul (bazen) dikkat etmeden Allah’ın gazabını mucib bir söz söyleyebilir de onun yüzünden cehennemin derinliklerine atılıverir.” buyurmuşlardır.

 

Küçük bir dikkatle bazen, insan fıtratı harekete geçer, bir bakış, bir söz veya ses tonuyla düğümler çözülür; işitmek istemezse insan, kalbinin sesini bile susturur, işitmek isterse duyar. İstek irade halini almazsa, hemen sönüp gider. Kulak hakikate nüfuz ederse, göz kesilir. Yoksa söz kulakta kalır, gönüle tesir etmez.

 

Kendini Allah’a veren, nefsini terbiye etmek için mücahede eden ve şeriatin dizgini ile dizginlenen kişinin ahlakı, gerek söz gerekse davranış bakımından Kuran’ın talim buyurduğu esaslara uyması gerekir. Alışverişlerinde, insanlarla iletişiminde yine aynı esaslara riayet etmesi gerekir. Çünkü gerçek marifetlerin unsuru, dini ve dünyevi adab ve terbiyenin anahtarı budur. “Kim bu dünyada (hakikatlere) kör ise, o, ahirette de kördür; hatta yol bulmadaki şaşkınlığı daha da beterdir.” (İsra/72)

 

“Ey Rabbimiz! Gerçekten biz; Rabbinize inanın diye çağıran bir davetçiyi işittik, hemen iman ettik. Ey Rabbimiz! Günahlarımızı bağışla, kötülüklerimizi ört ve canımızı iyilerle beraber al.” (Ali İmran/193).

 

En son ve hakiki din olan İslam’ın yaşantımızdaki en önemli yönlendirici unsur olmasını, adalet ve dürüstlüğün hâkim olduğu sevgi dolu mutlu günlerle birlikte temenni ve niyaz ediyoruz.

 

Nezahat Külekçi

 

Kaynaklar:
Feyzül Furkan Kuran-ı Kerim
Mehmed Zahid Kotku ( ks) Peygamber Efendimizin Şemaili
Mahmud Esad Coşan (ks) Başmakaleler 1
Kadi İyaz Şifa-i Şerif
Şahver Çelikoğlu Kırk Hadis Şerhi

 

 

 

 

alt

 1- PEYGAMBERİMİZDEN DUALAR

     alt

Senden af ve afiyet dilerim

- İbn Ömer’den (radıyallahu anhuma) rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallahu aleyhi vesellem) sabah ve akşam şu duaları hiç terk etmezdi:

 “Allah’ım! Dünya ve ahirette senden af ve afiyet dilerim. Allah’ım! Dinim,  dünyam,  ailem ve malım hakkında senden af ve afiyet dilerim. Allah’ım!  Ayıplarımı gizle ve beni korkularımdan emin kıl. Allah’ım!  Beni önümden,  arkamdan,  sağımdan,  solumdan ve üstümden gelecek belalara karşı koru.  Altımdan, yere batırılarak helak edilmekten senin azametine sığınırım.”

 (Buhari, Edebü’l-Müfred, 1200; Ebû Davud, Sünen,4412.)

 

 Güç ve kuvvet ancak Allah'ın yardımıyladır

       alt  - Ebû Ümâme radıyallahu anh şöyle dedi:

      Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem birçok dua okudu, fakat biz ondan hiçbir şey ezberleyemedik.

          Bunun üzerine:

- Ya Rasûlallah! Pek çok dua okudun, biz onları ezberleyemedik, dedik. O zaman Rasûl-i Ekrem şöyle buyurdu:

    - “O duaların hepsini içine alan bir duayı size öğreteyim mi? Şöyle deyiniz:

Allahım! Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Senden dilediği hayırları ben de dilerim. Peygamber’in Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in Sana sığındığı şerlerden ben de Sana sığınırım. Yardım ancak Senden beklenir. İnsanı dünya ve âhirette muradına ulaştıracak Sensin. Güç ve kuvvet ancak Allah’ın yardımıyladır.”

                                                                                                                                    (Tirmizî, Daavât 89.)

 

           Rabbim! Beni destekle, beni mağlup eyleme
alt

 

Abdullah b. Abbas radıyallahu anh anlatıyor:

 

Allah Rasûlü sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle dua ederdi:

 

 “Rabbim! Beni destekle, beni mağlup eyleme. Bana yardım et, benim aleyhime düşmanlarıma yardım etme. Hilelere karşı bana çıkış yolu göster, bana karşı kurulan tuzaklara fırsat verme.  Bana hidayet et, hidayeti benim için kolaylaştır. Zulmeden ve saldırmaya yeltenenlere karşı bana yardım eyle.  

 

Rabbim! Beni Sana şükreden, Seni zikreden, Senden korkan, Sana itaat eden, Sana ihlâs ve huşu ile bağlanan, Sana karşı bağrı yanan ve daima Sana sığınan kullarından eyle. Rabbim! Tevbemi kabul et, günahlarımı affeyle. Dualarımı kabul et. Delilimi sağlam kıl, kalbime hidayet et, dilimi doğrult, kalbimdeki kin ve nefreti söküp at.”

                                                                                                               (Tirmizi, Daavât, 103; Ebû Dâvûd, Salât, 1510. ) 

 

 
1

                                                                   

 

Okunma 1092 defa Son Düzenlenme Çarşamba, 30 Mayıs 2018 11:27

Yorum Ekle

Gerekli olan (*) işaretli alanlara gerekli bilgileri girdiğinizden emin olun. HTML kod izni yoktur.