Pazar, Temmuz 22, 2018
   
Yazı
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 63

KUR'AN - SÜNNET BÜTÜNLÜĞÜ,16 REBİÜLEVVEL 1435 (17 Ocak 2014)

                                                                 alt

 

                                         alt

 

                                                                                         alt

    

                     EY İMAN EDENLER!

                                              Allah’a ve Resûlü’ne uyun.


Ey iman edenler! (Peygamber,) sizi hayat verecek şeylere çağırdığı zaman, Allah’a ve Resûlü’ne uyun. Bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer (sözünüzle niyetinizin aynı olup olmadığını bilir) ve siz, elbette yalnız O’nun huzurunda toplanacaksınız.(Enfal Suresi:24)

  

                                          KUR'AN'IN ANLAMIYLA BULUŞUYORUZ

  

                                                   “ALLAH’A VE PEYGAMBER’E İTAAT EDİN.”

 

                                                                                Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

(Ey Resûlüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir. (Yine) de ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse (kâfir olurlar), şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez. (Al-i İmran: 31-32)

 

Bunlar, Allah’ın sınırları (kanunları)dır. Kim Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederse, O’da onu alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar ki; orada ebedî olarak kalacaklardır. (İşte) bu en büyük kurtuluş (ve saadet)tir. Kim de Allah’a ve Peygamberi’ne isyan eder ve O’nun (hükümlerine karşı) sınırlarını aşarsa (Allah), onu ebedî kalacağı ateşe koyar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. (Nisa:13, 14)

 

Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendi (arzu ve heves)lerine göre (başka) tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verir)se, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur. (Ahzab:36)

 

                    alt                                      alt

 

 

                                             alt

 

                                               alt

 

                                     O’NUN (sav) AHLAKI KUR’AN’DI

 

   “Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.” (Tirmizi, Darimi)

 

   Peygamberimiz Muaz İbn Cebel (ra) i Yemen’e gönderirken kendisine sordu:

 

- Sana bir konu geldiğinde nasıl hükmedersin? Muaz:

- Allah’ın kitabı Kur’an ile hükmederim, dedi. Peygamberimiz:

- Allah’ın Kitabında bulamazsan ne yaparsın? Buyurdu. Muaz:

- Allah’ın Peygamberinin sünneti ile hükmederim, dedi. Peygamberimiz:

- Allah’ın Peygamberinin sünnetinde bulamazsan ne yaparsın? buyurdu. Muaz:

- O zaman ictihad eder, kusur etmemeye çalışırım, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:

- Allah’a hamdolsun ki, Allah’ın Rasulünün elçisini Peygamberinin razı olacağı şeye muvaffak kıldı, buyurdu ve   Muaz’ın görüşünü tasvip etti. (İbn Mace)

 

   “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” (Hâkim)

    

                     alt

 

                                              alt

 

                                                 alt

 

                   alt

                             alt

 

KUR’AN’DAN SEKİZ ŞEY ÖĞRENDİM

Kur’an, kendi ifadesiyle insanları irşad ve doğru yolu göstermek için inmiştir. Bu yönüyle müslümanlar Kur’an-ı Kerim’i hem ibadet, hem de hayat rehberi olarak kabul etmişlerdir.

Kur’an’ın gerçek mesajını en iyi kavrayan simalardan biri de meşhur sufi Hatim el-Esam’dır. Hicri 3. asırda yaşayan bu gönül sultanı, Şakik el-Belhi’nin talebesidir. Hatim el-Esam ile hocası Şakik el Belhi aralarında şöyle bir konuşma geçer:

Şakik: Kaç yıldır benden ders alıyorsun?

Hatim: 33 yıldan bu yana

Şakik: 33 yılda ne öğrendin?

Hatim : “Ancak sekiz mesele öğrenebildim”

Şakik :“Fe Subhanallah! Seninle 33 yıl beraber olduk, demek ki ancak sekiz mesele öğretebildim! Yazık bana. Fazla faydalı olamamışım! O halde öğrendiğin sekiz mesele nedir?” Bunun üzerine Hatim el-Esam hocasına şunları sayar.

BİRİNCİSİ: İnsanlara baktım ki, her birisinin bir sevdiği var. O sevdiği ile hayatını sürdürüp gidiyor. Ölümü hiç aklına getirmiyor. Fakat kabre varınca sevdiğinden ayrılıyor. Bu hali görünce Kur’an’ı Kerim’deki “Sizin kendinizden kaçtığınız ölüm, muhakkak sizi bulacaktır. Sonra da görüleni ve görülmeyeni bilen Allah’a döndürüleceksiniz” (Cuma, 62/8) ayeti ile Hz Peygamber’in şu hadisini hatırladım “Ölüyü kabre kadar üç şey takip eder; ikisi döner biri kalır. Yakınları ve malı döner, ameli ile baş başa kalır.” (Buhari, Rikak, 42) Bunun üzerine ben de salih amelimi kendime sevgili yaptım ki kabre girdiğimde benden ayrılmasın!

İKİNCİSİ: Naziat suresinin 39 ve 40. ayetlerini düşündüm. Burada Allah Teala: “Her kim Rabbinin makamından korkup nefsini heva ve şehavattan alıkoymuşsa işte cennet onun varacağı yerdir.” buyuruyor. Bu ayeti öğrenince nefsimle mücadele edip onun dizginlerini elime aldım, nefsimi itaatte daim eyledim.

ÜÇÜNCÜSÜ: İnsanlara baktım. Gördüm ki devamlı dünya için çalışıp çırpınıyorlar. Ne kazanırlarsa onu biriktiriyorlar. Oysaki Cenab-ı Hak: “Sizin yanınızdaki dünya nimetleri tükenir, Allah katındaki rahmet hazinesi ise bakidir” (Nahl,16/96) buyurmaktadır. Bu ayeti hatırladım ve senelerdir kazanıp, biriktirmiş olduğum şeyleri Allah rızası için tasadduk ettim ve ahiret azığı olsun diye Allah’a emanet eyledim.

DÖRDÜNCÜSÜ: İnsanlara baktım, üstünlüğü soyda, sopta, zenginlikte, makam ve mevkide zannediyorlar. Ben ise Allah’ın: “Biliniz ki, Allah katında en iyiniz, takvası en ziyade olanınızdır” (Hucurat, 49/13) Kavli kerimine baktım ve takvaya sarıldım. Ta ki Allah yanında mükerrem olayım.

BEŞİNCİSİ: Şu insanlara baktım, mal ve şöhret sebebiyle birbirlerine haset ve buğz ediyorlar. O zaman yine Allah’ın kelamına müracaat ettim; “Dünya hayatında onların maişetlerini aralarında biz taksim ettik” (Zuhruf, 43/32 ) ayetini düşündüm, benim hakkımda irade buyurmuş olduğu taksimata razı oldum. Herkesle iyi geçindim. Hiç kimseye hased ve düşmanlık etmedim.

ALTINCISI: İnsanlara baktım birbirlerine düşmanlık ve kötülük etmekte sanki yarışıyorlar. Hakikatte düşmanıma baktığımda onun da şeytan olduğunu düşündüm. Cenab-ı Hakkın “şeytan sizin (ezeli) bir düşmanınızdır. Onun için siz de kendisini bir düşman kabul ediniz” (Fatır, 35/6) fermanına baktım, ona düşman oldum ve insanların hepsini Allah için sevmeye başladım.

YEDİNCİSİ: Baktım ki bütün insanlar dünyevi ihtiyaçları için çalışıyorlar. Bunun için nefislerini dahi zillete düşürüyorlar, hatta haram ve şüpheli şeylere bile giriyorlar. Bunun üzerine şu ayete baktım: “Yeryüzünde ne kadar yürüyen canlı varsa hepsinin rızkı ancak Allah’a aittir.” (Hud, 11/6) Böylece kendimi de o canlılar arasında bir canlı olarak hesap ettim ve ömrümü Rabbimin taatında geçirmeye koyuldum.

SEKİZİNCİSİ: Gördüm ki insanların kimi malına, kimi mülküne, kimi sanatına, kimi gençliğine... güvenip dayanıyor. Böylece bütün insanlar mahlukata güvenmiş oluyorlar. Oysa Cenab-ı Hakkın: “Kim Allah’a güvenip dayanırsa Allah ona kafidir” (Talak, 65/3) ayetini hatırladım ve yalnız Allah’a güvenip O’na dayandım.

Bütün bunları can kulağıyla dinleyen hocası Şakik el-Belhi:

- “Ey Hatim! Gönlümü hoş ettin. Kur’an’dan pek güzel istifade etmişsin. Bu saydığın şeyler üzere amel edersen iki cihanda mutluluk senindir. Ben dahi bunlara amel edersem ancak kurtulabilirim. Seni tebrik ederim beni de irşad ettin. Rabbimden tüm talebelerimin böyle yetişmesini niyaz ederim. Allah sana hayırlı ve uzun ömür versin, gönlün muhabbet ve sürurla dolsun.

Dr. M. Selim Arık (Bursa Merkez Vaizi)



                                                         alt

 

                                                             alt

 

                                                                            alt

 

                                                                  alt

 

                            alt

 

Bu köşenin içeriği KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

PaylaşŸ