Çarşamba, Eylül 19, 2018
   
Yazı
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 63

KUR'ANI ANLAMAK, 14 REBİÜLAHİR 1435 (14 ŞUBAT 2014)

                                                   alt

 

                                            alt

                                  

                                                                                        alt

 

 

                       EY İMAN EDENLER!

                                      Mü’minler ancak Allah’a dayanıp güvensinler.

 

Ey iman edenler! Allah’ın size bahşettiği (şu) nimeti hatırlayın: Hani (yahudi ve müşrik) bir topluluk size ellerini uzatmaya (sizi öldürmeye, Peygamber’e suikast yapmaya) kalkışmıştı da (Allah,) onların ellerini sizden çekmişti (sizi korumuştu). Siz, Allah’a (sığınıp) korunun/emrine uygun yaşayın. Mü’minler ancak Allah’a dayanıp güvensinler.
       (Maide/11)  

                      

                                               KUR'AN'IN ANLAMIYLA BULUŞUYORUZ

                                 ALLAH(CC) KUR’AN’DA ÇEŞİTLİ MİSALLER VERİR

 

       Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

  • İşte Allah’a inanan ve O’(nun Kur’an’daki buyrukları)na tam sarılanları; (Allah) kendi katından bir rahmet ve lütuf içine (cennete) koyacak ve onları, (sonu) kendisine ulaşan doğru bir yol (İslam’)a iletecektir. Nisâ /175
  • Âyetlerimiz onlara, apaçık deliller halinde okunduğu zaman, (ahirette) bize kavuşmayı ummayanlar (Peygamber’e): “Ya (bize) bundan başka bir Kur’an getir veya bunu(n hoşumuza gitmeyen yerlerini) değiştir.” dediler. De ki: “Kendiliğimden onu değiştirmem (asla mümkün) olmaz. Ben sadece bana vahyedilene uyar (onu bildirir)im. Eğer Rabbime karşı gelirsem, şüphesiz o büyük günün azabından korkarım.” Yûnus /15
  • (O) gökten su indirir ve vadiler kendi hacmince (sel olup) akar, sel, suyun üstünde kabaran köpüğü/çer çöpü alıp götürür. Bir de ziynet veya bir eşya yapmak için ateş yakıp erittikleri (madeni) şeylerden de onun gibi bir köpük (posa) meydana gelir. İşte Allah, hak ile batılı bu tarz benzetme(ler) ile anlatır. Köpük (hiçbir işe yaramaz) yok olup gider. İnsanlara fayda veren (esas) şeye gelince, o, yeryüzünde kalır. İşte Allah (bu köpük, çer çöp gibi kalpteki her türlü batıl fikirler, şüpheler, fitneler ve taraftarları terkedilsin, yerine Kur’an hakim olsun diye) böyle misaller verir. Ra’d /17
  • alt                                              alt
  •                                              alt

 

                                                          alt

 

 

 

                                          O’NUN (sav) AHLAKI KUR’AN’DI

 

  1. Ebû Umâme (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

       “Allah kulunun kıldığı iki rekat namazdan daha üstün olarak hiçbir konuda değer vermemiştir. Kul namaza devam ettiği sürece üzerine iyilik ve sevap saçılır. Kullar Allah’a, Kur’ân’la ilgileri arttıkça yaklaşmış olurlar.” (Tirmizi)

 

  1. Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

     “Kıyamet günü Kur’ân getirilecek ve şöyle diyecek: “Ey Rabbim beni okuyup benimle hayatını yaşayan bu kulunu giydir, o kimseye keramet tâc’ı giydirilecek sonra Kur’ân diyecek: artır ya rabbi. İkram olarak elbise de giydirilecek sonra Kur’ân diyecek ki Ey Rabbim ondan razı ol. Allah’ta ondan razı olacak. Denilecek ki: Ey kul oku ve yüksel böylece okuduğu her bir ayetle iyilik, sevap ve mükâfatları artırılacaktır.”(Tirmizi, Dârimî)

vÂişe (r.anha)’dan rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:

       “Kur’ân-ı güzel okuyan ve amel eden kişi şerefli ve saygılı olan katip, meleklerle beraberdir.”Kur’ân-ı güçlük çekerek okuyan kişiye iki sevap vardır. (biri okumasından diğeri de zorlanmasından dolayı) (Buhârî, Müslim ve Tirmizî)

 

 

                        alt

 

 

                                          alt

 

                      alt

 

                      alt

 

                                 alt

 

KUR’AN’I ANLAYARAK VE AĞLAYARAK OKUYABİLİYOR MUYUZ?

Müslim’de rivayet edilen bir hadiste; Ebu Umame’den (ra), Rasulullah’ın (sas) şöyle dediği rivayet olunmuştur:

“Kur’an’ı öğreniniz. Şüphesiz o, kıyamet günü ehli için çok iyi bir şefaatçi olacaktır.”

Ebu Musa el-Eş’ari (ra) anlatıyor: Hz. Peygamber (sas) şöyle buyurdu:

“Kur’an okuyan ve okuduğuyla amel eden mü’minin örneği, tadı güzel kokusu güzel turunç meyvesi gibidir. Kur’an okumayan, ancak onunla amel eden mü’minin örneği de tadı güzel ancak kokusu olmayan ham hurma gibidir. Kur’an’ı okuyan münafığın durumu ise kokusu güzel tadı buruk reyhan otu gibidir. Kur’an’ı okumayan münafığın durumu ise kokusu olmayan, tadı da buruk olan acı yaban keleği gibidir”(Buhari, Müslim).

“Kur’an ehline; Kur’an’ı oku ve yüksel, Kur’an’ı tıpkı dünyada okuduğun gibi tane tane tertil üzere oku, zira senin rütben, okuyacağın son ayetin yakınındadır.” denilecektir.

Muhammed b. Münkedir,(Tabiin devrinde, Medine'de yetişen hadis âlimlerinden ve evliyanın büyüklerinden.) dünyaya değer vermeyen, garip ve kimsesizlerin yardımına koşan, haksızlığa uğrayanları da koruyan bir kişiliğe sahipti. Her sene hacca gittiği rivayet edilir. Malikî mez­hebine şeklini veren Medine'nin imamı İmam Mâlik onu "insanların en âbidi ve zâhidi" diye över. Bu güzel özelliklere sahip Muhammed b. Münkedir'in en dikkat çekici özelliklerinden birisi de fıtratının hüzünle yoğrulmuş olması ve Kur'an okurken göz yaşlarına hakim olamayışıdır.

Ailesi onun ağlamasına her daim şahit olmaktadır. Yine bir gece Muhammed b. Münkedir namaz kılmaya durur. Birden ağ­lamaya başlar. Buraya kadar her şey normaldir. Çünkü o, gözyaşı insanıdır. Allah için ağlamak artık onun için alışılagelmiş bir davra­nıştır. Fakat bu ağlaması diğerlerine benzemez. Ağlaması gittikçe artar. Ailesi endişelenir ve neden ağladığını sorarlar. Muhammed onlara cevap vermeden ağlamasına devam eder. Ailesi çareyi, onun dostu Ebû Hâzim'e haber salmakta bulur. Gelince olan biteni ona anlatırlar. Muhammed b. Münkedir ağlamaya devam ederken Ebû Hâzim yanına girer ve aralarında şu konuşma geçer:

"Seni ağlatan nedir? Aileni endişeye düşürmüşsün. Bir rahat­sızlığın mı var, neden ağlıyorsun?"

"Okurken şu ayete rastladım."

"Hangi âyet?"

"Şu âyet:

"Eğer yeryüzündeki bütün şeyler ve onunla birlikte bir misli daha zulmedenlerin olsaydı, kıyamet gününde kötü azaptan (kurtulmak için) elbette onu fidye verirlerdi. Artık onlar için, o gün, hiç hesaba katmadıkları şeyler bile Allah tarafından ortaya çıkarılır!" (39/Zümer, 47)

Bu âyeti duyan Ebû Hâzim de onunla birlikte ağlamaya başlar. O da İbn Münkedir gibi bu âyeti belki kaç kez okumuştur. Ama bu âyeti ruhlarında duyma, gözyaşlarına hâkim olamama, belki de bu zamana nasip imiş. O kadar fazla ağlarlar ki, Muhammed b. Münkedir'in aile fertlerinden bazıları Ebû Hâzim'e şöyle derler:

"Onun kederini dağıtman için seni çağırdık. Sen ise onunla birlikte ağlıyorsun. Bununla da kalmadın ağlamasını artırdın." Belirli bir zaman geçince Ebû Hâzim neden ağladıklarını ailesine açıklar. Bu olaydır ki, Muhammed b. Münkedir'in "çok ağla­yan" manasına "Bekkâ" sıfatıyla yâd edilmesine ve hatıralarda yer edinmesine vesile olmuştur.

                                                                                         Kur’an’ın Anlamıyla Buluşmak Platformu


                                                                   alt

 

                                                                  alt

 

                                                                    alt

 

                                                                              alt

 

 

                               alt

 

 

Bu köşenin içeriği KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

PaylaşŸ