Pazar, Şubat 25, 2018
   
Yazı
Hata
  • JUser::_load: Unable to load user with id: 63

RESULE UYMAK (18 NİSAN 2014)

                             alt

 

alt

 

alt

 

EY İMAN EDENLER!

Allah’a İtaat Edin, Peygamber’e de İtaat Edin …

 

Ey iman edenler! (Bütün işlerinizde) Allah’a itaat edin, Peygamber’e de itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın. (Muhammed:33)

Allah’a ve Peygamber’e itaat edin ki merhamete nâil olasınız (Al-i İmran:132)

 

   KUR'AN'IN ANLAMIYLA BULUŞUYORUZ

     “ALLAH’I SEVİYORSANIZ BANA UYUN Kİ ALLAH DA SİZİ SEVSİN

 

             Rahman ve Rahim Allah’ın Adıyla

(Ey Resûlüm!) De ki: “Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Çünkü Allah çok bağışlayan ve merhamet edendir. (Yine) de ki: “Allah’a ve Peygamber’e itaat edin.” Eğer yüz çevirirlerse (kâfir olurlar), şüphesiz ki Allah kâfirleri sevmez. (Al-i İmran: 31-32)

 

Bunlar, Allah’ın sınırları (kanunları)dır. Kim Allah’a ve Peygamberi’ne itaat ederse, O’da onu alt tarafından ırmaklar akan cennetlere koyar ki; orada ebedî olarak kalacaklardır. (İşte) bu en büyük kurtuluş (ve saadet)tir. Kim de Allah’a ve Peygamberi’ne isyan eder ve O’nun (hükümlerine karşı) sınırlarını aşarsa (Allah), onu ebedî kalacağı ateşe koyar. Onun için alçaltıcı bir azap vardır. (Nisa:13, 14)

 

Allah ve Resûlü bir meselede hüküm verdiği zaman, inanan bir erkek ve kadına, artık o işte, kendi (arzu ve heves)lerine göre (başka) tercih hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resûlü’ne karşı gelir (onlar tarafından verilmiş hükümleri beğenmez, kendi tercihlerine önem verir)se, kesinlikle o, apaçık bir sapıklıkla sapmış olur. (Ahzab:36)

 

 

alt                                alt

 

 

 

alt

 

 

 

alt

 

O’NUN (sav) AHLAKI KUR’AN’DI

 

  • “Bana uyan, Allah'a uymuş, bana asi olan da, Allah'a asi olmuş olur.” (Buhari, Müslim)
    • Peygamberimiz Muaz İbn Cebel (ra) i Yemen’e gönderirken kendisine sordu:
      - Sana bir konu geldiğinde nasıl hükmedersin? Muaz:
      - Allah’ın kitabı Kur’an ile hükmederim, dedi. Peygamberimiz:
      - Allah’ın Kitabında bulamazsan ne yaparsın? Buyurdu. Muaz:
      - Allah’ın Peygamberinin sünneti ile hükmederim, dedi. Peygamberimiz:
      - Allah’ın Peygamberinin sünnetinde bulamazsan ne yaparsın? buyurdu. Muaz:
      - O zaman ictihad eder, kusur etmemeye çalışırım, dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz:
      - Allah’a hamdolsun ki, Allah’ın Rasulünün elçisini Peygamberinin razı olacağı şeye muvaffak kıldı, buyurdu ve   Muaz’ın görüşünü tasvip etti. (İbn Mace)
  • “Yalnız Kur’andaki helal ve haramı kabul edin diyenler çıkar. İyi bilin, Peygamberin haram kılması, Allah’ın haram kılması gibidir.” (Tirmizi, Darimi)
    • “Size iki şey bırakıyorum. (Bunlara tutunursanız) asla delalete düşmezsiniz: Allah’ın kitabı ve sünnetim. Bu ikisi (kıyamette) havza kadar ayrılmadan beraberce geleceklerdir.” (Hâkim)
    • alt
    • alt

     

    KUR’AN-I KERİM’İ GÖNÜL SULTANIMIZ EFENDİMİZ’İN AYNASINDAN OKUMAK

    Biz seni ancak alemlere rahmet olarak gönderdik. (Enbiya 107)

    Hepimizin bildiği üzere, Kur’an-ı Kerim, Yüce Allah’ın doğru yolu göstermek üzere bütün insanlığa gönderdiği ve korunmasını kendi üzerine aldığı (Hicr 15/9) İlahi kitaptır. Allah Teala, indirildiği şekliyle Kur’an-ı Kerim’i koruma vaadini, mü’minler tarafından sürekli okunmak, ilk yazıldığı şekliyle kayıt altına alınmak ve içeriğinin yaşanmasını sağlamak yoluyla hiçbir değişikliğe uğramadan ilk nesilden itibaren kesintisiz biçimde gerçekleştirmektedir.

    Nesiller boyu İslam toplumunun Kur’an-ı Kerim’i her şeyden değerli bilmesi, anlayıp anlatmaya çalışması, yazılı ve şifahi olarak onu koruyup emir ve yasaklarını yerine getirmeyi en yüksek gaye edinmesi İlahi iradenin bir tecellisidir. Mü’minlerin içinde bulunulan manevi iklimde de bunu idrak ederek hareket etmesi gerekmektedir.

    Tam olarak mahiyeti düşünülüp idrak edilemese dahi, gerek ilim ve fikir adamları, gerekse toplumun diğer fertleri, Kur’an ve Sünnet arasında bir ayrılığın olmadığının farkındadır. İlk vahyin gelişinden bu yana vücuda getirilen ilmi birikim gözden geçirildiğinde, bu iki ana kaynağın asla birbirinden ayrılmadığı ve sürekli bir bütünlük içinde algılanması gerektiği açıkça fark edilir.

    Aydınlanma dönemi öncesinde Kur’an ve Sünnet arasında, tabii olarak bir bütünlük bulunduğundan ve öyle de algılandığından buna yönelik bir vurgu gözlemlenmez. Ancak, özellikle çağdaşlaşma tartışmaları bağlamında ‘Kur’an’ın iç bütünlüğü’ ya da ‘Kur’an’a yaklaşımlarda ‘bütünlük sorunu’ veya ‘bütüncüllük’ ifadelerine rastlanırken, Kur’an Sünnet bütünlüğünden pek fazla söz edilmemiştir. Oysa bu tartışmalar dikkate alındığında, bunun kadar önemli bir Kur’an Sünnet bütünlüğü meselesinin varlığı ortadadır. Zira Kur’an Sünnet bütünlüğünü anlamak, Kur’an’ı doğru anlama çabasıyla eşdeğerdir.

    Hiç şüphesiz, bir beşer olarak Kur’an-ı Kerim’in ilk muhatabı ve uygulayıcısı Hz. Peygamber’dir. Doğru anlamanın ilk adımı da Kur’an’ı, vahyin ilk muhatapları olan Allah Rasulü ve sahabeleri gibi, kalbinde hiç bir tereddüde yer vermeksizin teslim olarak ve yaşamak gayesiyle ve onların yolundan gitmek suretiyle anlamaya çalışmaktır. Kur’an-ı Kerim, yalnızca inanıldığı ifade edilmekle sınırlı kalınan ve yalnızca zihinlere hitap eden, gündelik hayatımızı meşrulaştırma aracı gibi görülmesi gereken, entelektüel bir çabayla ilgi duyulan bir kitap değildir. Allah’ın varlığına inanıp, O yokmuş gibi bir hayat sürdürmek, Kur’an-ı Kerim’e inandığını söyleyip onu dikkate almadan yaşamak, Hz. Peygamber’in ortaya koyduğu örnek hayat tarzını göz ardı etmek demektir.

    Öncelikle şuna işaret edilmelidir ki, Kur’an ve Sünnet’i anlamanın ve aralarındaki ilişkiyi en doğru şekilde kurmanın yolu tefsir, hadis ve fıkıh bilginlerinin ortaya koyduğu usuller ve esaslara göre hareket etmekten geçer. Zira usule riayet edilmemesi doğru sonuca varılmasını da engelleyecektir. Çağımızda anlama konusundaki farklılıklar, usule dair gerekli ilmi alt yapı eksikliklerinden kaynaklanmaktadır.

    Kur’an-ı Kerim, kendi kendisini muhtelif ayetlerde açıkladığı gibi, Hz. Peygamber de söz, davranış ve onaylarıyla Kur’an’ı en güzel şekilde açıklamıştır. Allah Rasulü’nün “Haberiniz olsun! Bana Kur’an ve onunla birlikte bir benzeri verildi” (Ebu Davud, Sünen 6, hadis no: 4606), “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamber’inin Sünneti” (Muvatta, Kader 1, hadis no: 1628) şeklindeki ifadeleri Kur’an ve Sünnet bütünlüğünü, Kur’an’ı anlarken sünnete de müracaat etmek zorunda olduğumuzu açıkça beyan etmektedir.

    Öte yandan, Hz. Aişe validemizin “Allah Rasulü’nün ahlakı Kur’an’dı” (Müslim, Salatü’l-müsafirin 18, hadis no: 1773) sözü, Peygamber Efendimizin Kur’an-ı Kerim ile mutlak irtibatını ortaya koymaktadır. Kur’an’ın kendi kendini açıkladığı ve Hz. Peygamber’in Kur’an’ı yaşanır hale getirdiği ilkesi ihmal edildiği takdirde herkesin kendi anlayışına göre ayetleri ilkesiz ve bireysel bir yaklaşımla istediği tarafa çekme tehlikesi vardır. Bu durumda gerek Kur’an’ın iç bütünlüğü gerekse Kur’an Sünnet bütünlüğü göz ardı edilmiş olur.

    Ayetler arası iç bütünlüğü yanında, Kur’an-ı Kerim’in en doğru biçimde anlaşılması, ancak hadisleri ve nesilden nesle intikal ettirilmiş fiili uygulamayı da dikkate almakla mümkündür. Kur’an ve hadis kitaplarından herhangi birisinin ön yargısız ve eş zamanlı okunması durumunda geneli itibariyle ikisinin içeriklerinin birbiriyle tamamen örtüştüğü açıkça görülecektir.

    Ayrıca, hadisler dikkate alınmadan Kur’an-ı Kerim’in anlaşılmaya çalışılması durumunda, önü alınamayacak ihtilafların ortaya çıkacağı, dinin bir kaos yumağına dönüşeceği, toplum ile dini dayanakları arasındaki irtibatın zayıflayacağı ortadadır. İhtilafa düşülünce başvurulacak yegane otoritenin Hz. Peygamber olduğunun bizzat Kur’an’da ifade edilmesi (Nisa 4/65) bu sebepledir.

    Kuran-ı Kerim’i, kendi arzularımıza göre değil, Gönül Sultanımız Efendimiz’in anlayıp yaşadığı şekliyle anlayıp yaşamak yapılacak en doğru ve anlamlı iş olacaktır.

    Prof. Dr. İbrahim Hatiboğlu

  •  

  •  

  •  

    • alt
    • alt

    alt

  • alt

alt

 

Bu köşenin içeriği KUR’AN’IN ANLAMIYLA BULUŞMAK PLATFORMU tarafından hazırlanmıştır. Ayet mealleri Hasan Tahsin Feyizli'nin Hazırladığı Feyzü'l Furkan Açıklamalı Kur'an-ı Kerim Meali’nden alınmıştır.   Ayet meallerinin tamamına www.kuranimiz.net, ses dosyalarına www.akradyo.net adreslerinden ulaşabilirsiniz. Görüş ve önerileriniz için: Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

PaylaşŸ